Google Algoritma Rehberi

Archive for the ‘Araştırma & Analizler’ Category

2012’ye bakış: SEO’daki önemli değişmeler

2012′yi geride bıraktığımız bugünlerde, yurtdışında da çok sayıda SEO dünyasının geçen yılını özetleyen yazılarla karşılaşıyoruz. Biz de kısa bir derleme yaparak sizlerle paylaşmak istedik, ancak yılbaşı telaşesi sebebiyle yetiştiremediğimiz yazı yerine geçtiğimiz ay SearchEngineLand’de yayınlanan “2012 Year In Review: Important Shifts In Google SEO” adlı makaleyi çevirerek size sunmak istedik. Spammer’ların büyük darbe yediği 2012 yılı sonrasında umuyoruz ki 2013 yılında da Penguen & Panda gibi güncellemeler devamlılığını sürdürerek bize daha iyi bir arama kalitesi sunar. 2013 yayın döneminde de, değerli okurlarımız ile white-hat yani beyaz şapkalı SEO tekniklerini paylaşmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle tüm okurlarımızın yeni yılını kutluyoruz! Sizi daha fazla bekletmeden, Tom Schmitz’in hazırladığı bu güzel özet ile başbaşa bırakalım.

itibar & Güven

En çok duyduğum ve gördüğüm kelimelerden ikisi itibar ve güvendi. Ancak ben, bir SEO danışmanı olarak itibar yönetimi uzmanından ziyade bir web sitesinin içerik güvenirliğini, tasarımını ve dış linkleri ele alacağım. İlk günden beri Google ve benzeri arama motorları hilekarları eleştirmekle beraber istikrarlı bir kalite hizmet sundular. Değişen durum ise artık Google’ın etik olmayan davranışları hiç olmadığı kadar etkili ve kapsamlı bir şekilde denetleyebilmesi. Google dişlerini göstermeye başladı.

Google Sesini Çıkarıyor

Eskiden Google, Webmaster Tools üzerinden kötü niyetli webspam tekniklerini kullanan domainlere bildirimde bulunmaktan kaçınırdı.  Bu durum, Nisan ayında arama motorunun gönderdiği mesaj ve uyarı türlerinin genişlemesiyle değişti.

cwm 300x193 seo arastirmalari

 

Ayrıca bkz. Google Geçtiğimiz 2 Ay İçinde Webmaster Tools üzerinden 700.000’den Fazla Mesaj Gönderdi.

Penguen

Google Penguen’i 24 Nisan’da tanıtmıştı. Penguen, yapay dış link işaretlerini gösteren web sitelerini cezalandırmakta, analitiklerde ise aşağıdaki gibi görünmektedir.

 

penguenwm seo arastirmalari

İş telafiye gelince Google web sitelerinin ne kadar eski olursa olsun tüm sahte ve düşük kaliteli linkleri kaldırmak için büyük çaba göstermeleri gerektiği konusunda oldukça katı bir tutum içinde. Arama motoru geçen ay link reddetme aracını çıkardı fakat bu araç, site ekleme işlemini, etkili ve hızlı bir kapama komutundan ziyade güçlü öneriler olarak varsayıyor.  Reddetme aracıyla dahi, Google bir sitenin iyi olma statüsünü yeniden yapılandırma konusunda acele etmiyor. Harekete geçmeden önce reddettiğiniz URL’leri yeniden taramaya ve indekslemeye başlayana kadar bekliyor. Örümceklerin daha önce indekslenmemiş veya düşük kalitedeki sayfaları gezinme aralığı haftalar veya aylar kadar uzun olabilir.  Sonuç olarak da Google’ın bazı domainlerin iyileştirilemediği yönündeki ifadesinde bir değişiklik görünmüyor.

Google’ın güvenemediği linkleri göz ardı ettiğini belirtmekte fayda var. Bu da web sitelerinin bazı istatistiksel eşikleri geçene ve Penguen devreye girene kadar birçok güvenilmez linki olabileceğini gösteriyor. Penguen, manüel incelemelerin yerini devralacak bir uygulama değil. Penguen algoritması kullanılıyor dahi olsa Google güvenilmez linklerinden dolayı bir siteye karşı manuel girişimlerde bulunabilir.

Panda

Google, çok fazla düşük kaliteli içeriği bulunan web sitelerini cezalandıran Panda algoritmasını çok seviyor. 18 Kasım 2011’den beri Google, Panda’yı 13 kez güncelledi.Panda orana dayalı bir ceza sistemi gibi çalışıyor. Sitelerin kalitesiz içeriklerinin iyi yazılmış, faydalı içeriklerle değiştirilerek iyileştirildiğine şahit oldum.  Ayrıca tamamı veya bir kısmı kopya içerikleri de topluyor veya daha iyi ayırt ediyorlar. Farklı yerdeki her bürosu için ayrı sayfalar oluşturmuş olsa da bu sayfalarda şehir, ülke ve adres bilgileri dışında tamamen aynı metni kullanan bir şirket bu duruma iyi bir örnek olabilir.

Kaliteyi Ödüllendirmek

Google’ın bütün vaktini düşük kaliteli işleri bulmaya çalışmakla geçirmesinden dolayı, arama motorlarının Haziran-Temmuz durum güncellemelerinde yüksek kaliteli çalışmaları belirleyip ödüllendirmek için değişiklikleri gittiğini görmek çok hoştu.

Webspam

Nisan’da Matt Cutts şunları bildirmişti:
Önümüzdeki günlerde, wespamleri hedef alan önemli bir algoritma değişikliğine gidiyoruz. Bu değişiklik, Google’ın mevcut kalite kurallarını ihlal ettiğini düşündüğümüz sitelerin sıralamalarını düşürecek.

http://goo.gl/LnG1l

Sorguların %3,1’ini etkileyeceği tahmin edilen bu algoritmanın işleyişi konusunda Matt fazla bir açıklama yapmamıştı. Bir örnekte bariz anahtar kelime doldurmanın zararları fark edilmişti. Diğer birinde ise bir yerden alınarak üzerinde oynanmış içeriklerin linkleri fark edilmişti. Çünkü elde Matt’in şöyle bir ifadesi vardı:

Bu değişiklikten etkilenen siteler derin analizler veya bilirkişi çalışmaları yapılmadan kolayca belirlenemeyebilir ancak ortak kanı bu sitelerin iyi niyetli SEO uygulamalarından çok daha fazlasını yaptığı yönünde ve biz onların arama motoru sıralamalarını manipüle etmek için birtakım webspam taktikleri uyguladıklarına inanıyoruz.

Ayrıca güncellemenin bazı dil analizi türlerini de içereceğini düşünüyorum.

Aşırı Optimizasyon

asiri seo 300x209 seo arastirmalari

Geçtiğimiz Mart ayında Matt Cutts bir aşırı optimizasyon güncellemesi yapılacağını duyurmuştu.

GoogleBot’u daha akıllı hale getirmeye ve kullanıcılara daha çok hitap etmeye çalışıyoruz. Bununla birlikte, bir sayfaya çok fazla anahtar kelime koyarak ya da çok fazla veya normalde bekleneni aşacak şekilde link alışverişi yaparak bunu suistimal edenleri tespit etmek için uğraşıyoruz.

Aşırı optimizasyon cezası ne peki? Bizim bir bilgimiz yok fakat SEO topluluğunun bazı görüşleri mevcut. Duyuruyu yaptığında Matt daha önce de tanımlamış olduğu bir sayfada çok fazla anahtar kelime bulunmasına dikkat çekmişti.

Bu ay ise Matt, site geneli backlinklere dikkat çekti ve Google’ın bu backlinkleri ve anahtar kelimeleri sayma şeklini karşılaştırdı. Site geneli backlinklerin aşırı optimizasyon algoritmasının bir parçası olduğu kanısındayım.

Aşağıdaki şekilde genel bir örnek sundum. Birinci derecede durum iyi, ikincide daha iyi, üç veya dördüncüde çok iyi ancak bundan sonraki her ekstra derecenin önemi gittikçe azalıyor ta ki siz aşırı optimizasyon sınırını geçene kadar. Hatta bir noktadan sonra optimizasyonunuz zanlı durumuna bile düşebilir.

Bu kavramı açık bir şekilde ortaya koyabilmek adına Altın Oranı ve derece sayısını gelişigüzel seçtim. Anahtar kelime sıklığı veya tekrarlanan linkler gibi konularda Google’ın aslen nasıl formüller uyguladığı bilinmiyor. Derece sayısı da değişiklik gösterebilir tabii ki. Bu nedenle önemli olan Google’ı alt etmeye çalışmayıp, doğal olmak.

Google’ın bazı şeyler için bir güvenlik ağı yaratmasını özellikle ilginç buldum. Tavsiye ettiğiniz blogların linkleri veya yan şirketlere yönlendirmede bulunan linkler gibi site geneli yasal linkleriniz varsa Google, domaininizi cezalandırmaz. Ancak, çıkardığım gizli anlamı dikkate alacak olursak, bazı tercihler algoritmik bir cezaya sebebiyet vermese de manüel inceleme sonucunda felaketlere yol açabilir.

Birebir Eşleşen Domainler

Eylül’de, Google, birebir eşleşen düşük kaliteli domainler konusunda çok ciddi önlemler alacağını duyurdu.  Bunun Panda veya Penguen’le ilgisi olmasa da içerikleri veya dış linklerinden ziyade üst seviye domainler dolayısıyla birebir eşleşen domainleri hedefliyor.

ilk Görünen Ekranda Çok Fazla Reklam Olması

İlk görünen ekranda çok fazla sabit reklamı bulunan ve içeriği görmek için kullanıcıları sayfayı aşağı kaydırmak zorunda bırakan siteler de ceza riskiyle karşı karşıya. Ancak Google bunun çok fazla siteyi değil, %1’den az bir dilimi etkileyeceği söylüyor, yani sadece çok aykırı olanları hedefliyor.

 

infografik & Misafir Bloglama Linkleri

Kesin bir güncellemeden haberdar olmasak da Matt Cutts, Temmuz’da infografik linklerin çok fazla suistimal edildiği bu nedenle de widgetlar gibi önemsenmeyip cezalandırılacakları konusunda uyarıda bulunmuştu.

Matt Cutts Ekim’de de blogculara ve misafir blogculara benzeri bir uyarıda bulundu. İyi niyetli misafir bloglama uygulamaları her iki tarafa da büyük fayda sağlayabilecekken hileye başvurulan misafir bloglama yöntemlerinin de istenmeyen sonuçları olabilir.

 

Korsan Güncellemesi

İtibar ve güven konusundaki örneklerimi korsan güncellemesiyle bitireceğim. Bu, Dijital  Milenyum Telif Hakkı Yasası’ndan (DMTHY) çok fazla kaldırma isteği alan domainleri cezalandırmaya yönelik bir uygulama. Bu konuda Google’ın wepspam algoritmaları ile  DMTHY istek veri tabanı arasında doğrudan bir bağlantı var. Ancak bazı istisnalar mevcut, bunun içinde de lütfen linki inceleyin.

 

Google Kafein

Kafein altyapısı çıkalı iki yıl oldu. Geçen sene, Panda sayesinde iyi çekilmiş bir kahvedeki gibi Kafein’in tadına vardık. Bu yıl da Penguen, site geneli linkler ve ilk görünen sayfada çıkan reklamlar muhtemelen artan taranma, veri depolama ve işleme kapasitesi ile işbirliği içerisinde Kafein’den yararlanacaklar.

 

Yenilik

Bir yıl önce Google, arama sonuçlarının %35’ini etkilyen yenilik güncellemesini yaptı. Bu çok gelişmiş ‘sorgu yeniliği hak eder’ algoritması, yinelenen veya son olayları, liste başı konuları ve en önemli bilgilerin sık sık değiştiği sorguları tespit ediyor.

 

Örümcekler AJAX & JavaScript’i Çalıştırıyor

Google’ın yeniliklerine diğer bir örnek de arama örümceklerinin artık AJAX ve JavaScript’i çalıştırabileceğini duyurmasıdır. Duyuru, dinamik olarak oluşturulan yorumları okumayı hedefliyor gibi dursa da bu özelliğin daha kapsamlı etkileri olacaktır. Eski tip gizleme sistemiyle veya PageRank değerlerini düzenleyerek linkleri JavaScript’legizlemek eskiden çok başvurulan bir yöntemdi. Fakat Google o linkleri okumaya başlarsa bu yöntem artık işe yaramayacak.

 

iFrame içeriğini indeksleme

Michael Martinez, iFrameli bir sayfadaki linkin diğer bir sayfaya nasıl eşsiz bir çapa metin gönderdiğini gösteren bir test tasarladı. Bu, Bing üzerinde etkili olmadı ve iFrame’lerde etkili olacağını da kesinlikle söyleyemem. iFrame’ler bir zamanlar arama motorlarından içerik gizlemek için  birçok kişi tarafından tercih ediliyordu dolayısıyla bu, Google’ın artan becerilerini gözler önüne seriyor.

 

Otomatik Canonical (Standart) URL Oluşturma

Bunu ilk kez Maile Ohye SMX Advanced’da bahsettiğinde duymuştum. Ancak Matt Cutts’ın son videosunu görene kadar bunun üzerinde pek kafa yormamıştım. Kopya içerik ve canonical URL oluşturmak SEO için her zaman bir temel taş oldu.

Google da kopya içeriklere ait URL’leri belirleyip gruplayacaklarını ve bu URL’lerin yetkilerini birleştireceklerini söylüyor. rel= tags üzerinden veya Webmaster Tools aracılığıyla canonical URL oluşturma önem arz etmeye devam ederken, dinamik olarak kopya içeriğin arındırılması ve birden çok sitenin yetkisinin birleştirilmesi de kaydadeğer bir yeniliktir.

 

Beklemedeki Domainler ve Kazıyıcı Siteler

Geçtiğimiz Aralık ayında, Google, beklemedeki domainleri sonuçların dışında bırakmak için bir beklemedeki domain sınıflandırıcısı ekledi. Ayrıca kopya içeriği ayırt edebilme ve arama sonuçlarında asıl belgeyi gösterebilme özelliklerini de geliştirdi. Beklemedeki domainleri kaldırmak büyük bir teknolojik sıçrama olmasa da Google’ın genişleyen kapasitesini göstermesi açısından önemlidir. Kazıyıcı sitelerde de durum aynı. Tüm verilerin depolanması ve çapraz referans verilmiş olması gerekiyor.

 

Sonuçlarda Domain Farklılığı

Eylül’de Google, arama sonuçlarında çıkan domain sayısını arttırmaya yönelik bir güncelleme çıkardı. Danny’nin ifadesiyle  Google’ın arama sonuçları aynı domainden gelen sayfalarla dolabiliyor.” Bu güncellemenin amacı bu durumu azaltmaktır. Bunu da sıralama ölçütlerine yeni bir işlem katmanı daha ekleyerek yapıyor.

 

Etiketler & SERP Mülkü

Bitirmeden önce iki konuyu daha masaya yatırmak istiyorum: etiketler ve mülk. Her ikisi de gelişmeye devam eden tartışmalı konular.

 

Etiketler

Google, etiketlere önem veriyor ve siz de bu duruma ayak uydurmak zorundasınız. Etiketlerin farklı iki kapsamlı türü vardır: bilgisayar ve aygıtların okuyabileceği biçimlendirmeler ve HTML elementleri veya öznitelikleri. rel=canonical ve rel=author gibi HTML etiketlerini nasıl kullanabileceğinizi kesinlikle biliyor olmalısınız. Nasıl kullanıldıklarını öğrenin ve bunları işletme bünyenize katın. CMS (İçerik Yönetim Sistemi) geliştiricilerinizin bu etiketleri desteklemelerini sağlayın.

Schema.org gibi bilgisayar ve aygıtların okuyabileceği biçimlendirmeleri kullanıp kullanmamanız ise tamamen farklı bir konu. Ve evet arama motorlarının bilgiyi bulmasını, sınıflandırmasını ve göstermesini kolaylaştırıyorlar.

Ayrıca arama motorlarının web sitenizdeki bilgiyi alıp arama sonuçlarında göstermesini de mümkün kılarak size muhtemelen ziyaretçi ve trafik yoğunluğu yaratır. Bunun trafiği yönlendirip yönlendirmeyeceği sıkça tartışılan bir konu. Ancak önemli olan, gelişmelerden haberdar olup işletmeniz için doğru kararı vermeniz.

SERP Mülkü

Google geçen yıl arama motoru sonuçlarını nasıl gösterecekleri konusunda hiç olmadığı kadar çok değişiklik yaptı. En son değişiklikler de sol kenar çubuğunu ve ücretsiz ürün aramayı kaldırmasıdır. Sorgular daha çok yerel arama sonuçlarını çıkarıyor, bu bazı işletmelere fayda sağlarken diğerlerine zarar olarak dönüyor. Bazı sorgular da artık on değil, yedi tane organik sonuç çıkarıyor. Artan site linkleri ve ilk görünen ekranda çıkan reklamlardaki artış da cabası. Kim bilir sırada ne var?

Bence Google bir yandan gelir fırsatlarını arttırırken bir yandan da ortalama kullanıcılar için arama sonuçlarını yalınlaştırmaya çalışıyor. Tipik bir kullanıcı muhtemelen soldaki Power Tools’u veya yeni açılır menüleri aramıyordur. Google, yerel sonuçlara ve arkadaşlara daha fazla odaklanarak sonuçları kişiselleştirmeye de çalışıyor

Reklamlar

Araştırma: Yeni Bir Değerlendirme Kriteri: Author Rank

Arama motoru algoritmaları günden güne değişiyor. Bu yüzden biz SEO stratejistleri ve arama algoritmalarına büyük ilgi duyan meraklılar her zaman gündemi takip etmek zorundayız.  Büyük arama motorları ile birlikte mikroformatlar üretmek için çalışan schema.org‘un son yayınladığı verileri takip ederek semantik bir SEO yapısını takip edebilmek mümkün. Google’ın yolladığı patentler ile de bazı ipuçlarına erişebiliriz ancak Google mühendisleri her zaman bizim anlayacağımız dilden konuşmayı tercih etmeyebiliyorlar. Bu yazıda değineceğimiz ve şu sıralar yurtdışı SEO piyasasında oldukça sık konuşulan AuthorRank algoritması, 2005 yılında patent ofisine 20070033168 numaralı patent içerisinde AgentRank başlığıyla iletilmiş. Benim de büyük bir hayranı olduğu m Bill Slawski’nin 2011 yılının sonunda, yani bu yazıdan tam bir yıl önce bu öngörüyü yapmış olması gerçekten çok etkileyici. Bu yazıda bol miktarda alıntı ve güzel grafikler eşliğinde Google’ın yeni algoritmaları dahilinde önplanda tuttuğu AuthorRank’ten bahsediyor olacağız.

Author Rank Nasıl Çalışıyor?

Yarı otomatik SEO programları ile birlikte oldukça popüler bir hale gelen Grey Hat SEO teknikleri, genellikle computer-generated content olarak bilinen, bilgisayar eliyle üretilmiş içerikleri internet aleminde sıkça görülür hale getiriyordu. Google’ın devamlı olarak önemini vurguladığı içerik konusunda attığı en önemli adımlardan biri de son dönemde sıklıkla konuşulan parametrelerden biri olan Author Rank. Penguen güncellemesi ile başlayan, kullanıcı deneyimi ölçümlerinin arama motorlarındaki sonuçları etkilemesi furyası bir dönemler siteye kesiliyorken, artık içerik yazarının itibarına da kesilmeye başlanacak gibi görünüyor. Örneklemek gerekirse, bu makaleye ulaşır ulaşmaz farklı bir kaynağa erişiyor olmanız veya içeriği okunmaya değer bulmamanız Google’ın bakış açısına göre Yiğit Konur’un yazdığı bu içeriği kalitesiz kılacak. Aksi bir durumda, bu içeriğin çok okunması ve ciddi bir sosyal paylaşım alıyor olması yine aynı yazarın değerinin artmasına ve arama sonuçlarında daha etkin bir hale gelmesini sağlayacak.

Authority Rank seo arastirmalari

Bu düşünce aslında 1998′de Google’ın en büyük çıkışını yapmasını sağlayan PageRank mantığını andırıyor. O dönemdeki kısıtlı veri işleme gücü ve pahalı donanımlar sebebiyle veri madenciliği çok gelişmiş bir noktada değildi. Bu alana yönelik çok az akademik araştırmanın olması da algoritmaların gelişimini sınırlıyordu. Bu yıllarda Google’ın kaliteyi ödüllendirme düşüncesinin arkasında, mantık olarak linklerin değerliliği düşüncesi yatıyordu. Bu düşünceye ulaşılmasındaki en temel fikirlerden biri de, akademik makalelerdeki referans alma ve referans verme mantığı olsa gerek.

Bugün Author Rank ile gelinen noktayı incelediğimizde, artık doğrudan bir sitenin değerini belirlemek yerine, içeriklerin ana sorumlusu olan yazarların değerleri belirleniyor. Özellikle blog siteleri veya akademik makalelerde kendine yer bulabilecek olan bu değer blog yazarları için de büyük bir önem arz ediyor.  Artık kişilerin içerisinde birbirinin tekrarı olan yararsız makaleleri sadece sitenin güncellik sıklığını vurgulamak için paylaşılıyor olmasının ciddi anlamda önüne geçilecek. Yazarlar yazdıkları her makale ile kendi online itibarlarını Google tarafında da masaya koyuyor olacaklar.

Tüm sistem Author Rank üzerine mi odaklanacak?

Görünen o ki AuthorRank, modern internetteki içerik üretiminin temel merkezi olan blog yazarları için kritik bir öneme sahip olacak. Ancak varolan tüm algoritmaların AuthorRank üzerine tekrar düzenlenmesi gibi bir durum elbette söz konusu olamaz.  Bunun yerine AuthorRank’in doğrudan doğruya PageRank’i besleyen ve değerlerini değiştiren bir konumda olması bekleniyor. Mike Arnesen’in geçtiğimiz haftalarda yayınladığı harika makalede bu konuya değinmek için kullandığı bir grafiği çevirerek buraya eklemek isterim;

Author Rank Nedir seo arastirmalari

Grafikte de gördüğünüz üzere, aslında arama motoru sonuçlarında ciddi bir fark yaratacak bir etken olan Author Rank’in etkisini görüyoruz. Normal koşullarda oluşan bir sıralama, Author Rank’in daha aktif bir hale kavuşmasıyla birlikte doğrudan etkin bir hale geliyor. Bu örnekte, Yoast’ın hazırladığı WordPress SEO Rehberi adlı makale ikinci sırada yer oluyor olmasına karşın Joost de Valk‘ın hazırladığı kaynaklar ve yazdığı eklentiler ile daha otorite bir konumda bulunması sebebiyle ilk sırada yer aldığını görüyoruz.

Author Rank hangi kriterlerden oluşacak?

En önemli ve kritik sorulardan biri de Author Rank’in arkasındaki gizem perdesini kaldıracak olan etkenler. Bu noktada birbirine benzer bazı görüşleri bir araya getirerek bir liste hazırladım. Bu liste içerisinde, benimle beraber Aj Kohn ve Mike Arnesen‘in de makalelerinde belirttikler görüşler yer alıyor.

  • Yazarın tüm yazılarının ortalama link değerleri (yazıların ne kadar link aldığıyla ilgili değerler)
  • Yazarın şu ana değin yayınladığı yazılarda aldığı +1 değerlerinin ortalaması
  • Yazarın kaç kişinin Google Plus çemberinde bulunduğu
  • Yazarın Google Plus çemberinde bulunduğu kişiler arasında yüksek AR (Author Rank) oranına sahip kişiler
  • Yazarın yazdığı içeriklerin yayınlandığı sitelerin otorite değerleri
  • Yazarın web üzerindeki genel otoritesini ölçen değerler (Wikipedia sayfası ve internette sıkça anılması gibi)
  • Yazarın diğer sosyal ağlarda aktif bir kullanıcı olması (LinkedIn, Twitter, SlideShare vb.)
  • Yazarın gerçek dünyadaki otoritesini gösteren -varsa- akademik kaynakları
  • Yazarın Youtube profilindeki aktifliği & otoritesi
  • Yazarın içeriğinin kaç kere paylaşıldığı
  • Yazarın içeriğini paylaşan kişilerin konu hakkındaki otoriteleri
  • Yazarın içeriğini her zaman aynı kişilerin paylaşıp paylaşmadığı
  • Yazarın içeriğinin almış olduğu toplam yorum sayısı
  • Yazarın içeriğine yorum yapan kişilerin alanlarındaki yetkinliği
  • Yazarın içeriğine yapılan yorumların yüksek kalitede olup olmadığı
  • Yazarın içeriğine yapılan yorumların olumlu yönde olup olmadığı
  • Yazarın içeriğe yapılan yorumlara karşı vermiş olduğu reaksiyonlar

Tüm görüşleri bir araya topladığımızda, gerçekten çok sayıda metriğe çok farklı reaksiyonlara dayalı bir ölçümleme yapıldığını gözlemleyebiliyoruz. Özellikle Aj Kohn’un yazıların yorumlarının denetlenmesi konusundaki görüşleri beni oldukça etkilemişti. Böylesi kapsamlı bir algoritma ile gerçekten kaliteli içeriğin var olup olmadığının denetlenmesi mümkün görünebilir. En azından günümüzde en kolay manipüle edilebilen metriklerden linklerin etkisini yitirerek kaliteli içeriğin denetiminin ön plana çıkarılması büyük önem arz ediyor.

Google gerçekten bu proje üzerine çalışıyor mu?

Google tarafında neler olduğunu bilebilmek pek mümkün olmasa da bazı Google çalışanlarının ağızlarından kaçırdıkları verileri de iyi değerlendirmek gerekebiliyor. Google’ın mühendislik takımı liderlerinden Othar Hansson‘un proje hakkında bazı ipuçları verdiğini görebiliyoruz.

2 10 2012 13 56 49 seo arastirmalari

Daha önceden de Matt Cutts ile birlikte “Authorship Markup” adında bir video hazırlamış olan Othar Hansson’u konuyu yakından takip edenlerimiz mutlaka tanıyorlardır.

Yazar profilimi nasıl tanıtabilirim?

Yazar profilinizi tanıtmak oldukça kolay. İngilizce bilenler, biraz önce yukarıda paylaştığım video üzerinden kolaylıkla bilgiye ulaşabilirler. Alternatif olarak, adım adım sürecin nasıl ilerleyeceğinden bahsedeceğim.

Öncelikle bir Google+ hesabına ihtiyacınız olduğunu sanırım söylememe gerek yok. Profiliniz hakkındaki tüm detayları doldurduktan sonra, oldukça basit iki aşamalı bir süreç sizi bekliyor.

İlk adımda: Web sayfanızdan Google+ sayfanıza bir link vermeniz gerekecek. Bunu şu formatta yapmanız gerekiyor;

<a href=”[profile_adresi]?rel=author”>Adınız Soyadınız</a>

Biçimlendirilmiş olarak incelediğimizde;  <a href=”https://plus.google.com/105545821496315168701? rel=author”>Yiğit Konur</a> şeklinde bir düzenleme ile link vermeniz yeterli olacaktır. Bu süreçte bir sorun yaşarsanız detaylı bilgi için mutlaka  ”rel=”author” parametresini kullanarak içeriğinizden bir Google+ profiline bağlantı oluşturma” adlı makaleyi inceleyin.

İkinci adımda: Google+ hesabınıza giriş yaptıktan hemen sonra, “profili düzenle” alanına giriş yapmanız gerekiyor. Katkıda bulunduğum siteler alanı üzerinden, kendi sitenizi ekleyerek Google’a doğrudan bu site ile ilişkili olduğunu gösterebilirsiniz.

authorship seo arastirmalari

Böylece doğrudan doğruya blogunuza linkini eklemiş olduğunuz profilin katılımda bulunduğu siteler alanına kendi sitenizi ekleyerek bir doğrulama sağlamış oluyorsunuz.

Sonrasında: Yazmış olduğunuz tüm makaleler arama sonuçlarında Google+ hesabınızda bulunan ufak bir resim ile birlikte yayınlanıyor olacak.

Test etmeyi unutmayın: Tüm işlemleri yaptıktan sonra gerçekten işe yarayıp yaramadıklarını anlayabilmek için “Yapısal Veri Test Aracı” adlı Google aracını kullanmanız gerekiyor.

Nasıl bir katkı sağlayacak?

Profilinizi Google’a tanıtmanın en büyük avantajlarından biri de ilk sayfada yer aldığınız arama sonuçları arasındaki tıklanırlık oranının artıyor olmasıdır.  Genel olarak bu artışın %20 ile %30 arası olduğu vurgulanıyor. Kullanıcıların gün boyunca, sadece bir başlık ve açıklamadan oluşan arama sonuçları ile muhatap olduklarını düşünürsek, yüzünüzü gösteren samimi bir fotoğraf ile yayınlanmış bir makalenin daha tıklanabilir olduğunu kabul etmek mümkün.

author rank ornek seo arastirmalari

Tüm katkıyı sadece ufak bir resim ile sınırlamak doğru olmayacaktır. Author Rank’in önümüzdeki dönemde Panda & Penguen güncellemelerinden çok daha büyük bir etki yaratacağı düşünülüyor. Yapılan ön görülere göre, şu an için AuthorRank hemen hemen beta aşamasında olan yeni bir sıralama algoritması ve Google’ın çok önem verdiği bir proje. Ancak bir kaç ay içerisinde tüm yazarların yazdıkları yazıların, yukarıda belirtilen metrikler düzeyinde değerlendirilmesi sonrasında Google tarafında büyük ses getiren gelişmeler olacağı aşikar. Her Google güncellemesinde olduğu üzere, bu sonuçların yankıları diğer büyük arama motorlarına da kısa sürede sıçrayacaktır. Öngörülen üzere, diğer büyük arama motoru sağlayıcıları olan Yahoo, Bing ve Yandex de benzer algoritmaları kısa süre içerisinde aktif edebilirler.

Peki ya manipülasyonlar?

Temel mantık bu yöndeyken, akıllara ilk olarak gelecek soru elbette manipülasyonlar olacaktır. Yani, başka bir SEO blogunda Yiğit Konur adına yayınlanacak olan kalitesiz bir makale, o yazarın Author Rank değerini düşürmez mi?  Bu soruya cevap ararken, şaşırtıcı bir biçimde Google’ın en büyük hayal kırıklığı olan yeni sosyal ağı olan Google Plus’ın hakimiyetini görüyoruz. Anlaşılan o ki, Google Plus artık sadece bir sosyal ağ değil Google tarafında sizin sosyal kimlik kartınız olacak. Yukarıda bahsettiğimiz doğrulama methodları ile birlikte aslında Google+ hesabınız aracılığıyla Google’a bir takım veriler sağlayarak yazıların sizin AuthorRank değerini taşımasını sağlayacaksınız. Aksi bir durumda sizin adınıza hazırlanmış tüm yazılar veya sizle aynı isimdeki başka bir yazarın sizin AuthorRank’inizden faydalanması veya müdahale etmesi mümkün olmayacak.

Manüplasyonlar ticari boyutta incelendiğinde, şu sıralar Amazon’un bile sıkça zan altında bırakıldığı yorum satın alma gibi sahte etkileşimlerin piyasadaki gücünü arttırabilir. Aynı zamanda, sosyal metriklerin doğrudan satın alınması ve sahte etkileşimler sağlanması da söz konusu olabilir. Ancak bu noktada, Google’ın daha önceki deneyimlerinden ders çıkardığını düşünüyorum. Bu sebepten ötürüdür ki, bir makaleyi sadece paylaşım sayısına göre değil, paylaşan kişilerin de AuthorRank değerlerine göre değerlendirecektir. Yani sıradan 5000 kullanıcının makaleyi paylaşması ile Rand Fishkin gibi bir SEO otoritesinin bir makaleyi paylaşması arasında ciddi farklar olacaktır.

sonuç olarak

Sonuç olarak değerlendirdiğimizde kısa bir süre içerisinde tüm SEO meraklılarının odak noktası olacak olan Author Rank, bence Web’in geleceği adına harika bir adım olabilir! Daha okunabilir yazılar, daha bilgi yüklü makaleler, daha çok kullanıcı etkileşimi ve elbette bunların sonucu olarak daha kaliteli içerikler. SEO stratejilerinin artık içerik odaklı bir hale geldiğini düşünürsek, yakın vadede SEO dünyasındaki pek çok metrikte çarpıcı değişimler gözlemleyebiliriz.

Uzun olmasına karşın bilgilendirici bir araştırma olduğunu düşünüyorum. Umarım tüm Türk webmasterlar için faydalı olur. Lütfen sorularınızı bize yorum alanı üzerinden iletin.

Araştırma: Anahtar Kelime Eşleşmeli Domainler ve SEO

Bu içerik, Google’ın 10/668,142 numaralı patenti ve Dr.Pete’nin SEOmoz’da yayınladığı istatistikler analiz edilerek oluşturulmuştur. SEO stratejilerinin oluşturulmasında olmazsa olmazlardan birisi de, ilk aşamalardan biri olan alan adı seçimidir. Eğer proje, salt SEO başarısını hedefliyorsa doğrudan anahtar kelimeleri içeren bir alan adı kayıtlamak isabetli bir karar olabilir. Nitekim bugüne değin SEO çalışmalarında hemen hemen tüm okuyucularımız benzer bir yol izliyorlardır. Arama motoru optimizasyonu ile haşır neşir olmaya başladığımız 2007 yılından itibaren, anahtar kelime ile birebir eşleşmeli olan alan adları (anahtarkelime.com gibi) popülaritesini korudu. 1996 yılında Bill Gates’in farkında olmadan arama motoru optimizasyonu dünyasını sarsan meşhur “Content is King” cümlesini duymayanımız yoktur sanırım. İyi bir SEO çalışması için isabetli bir içerik stratejisi gerekir. Ancak birebir eşleşmeli alan adlarında harika bir içerik stratejisi olmaksızın çok faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olabiliyordu.

SEOmoz ekibinin data aşığı meşhur yazarlarından Dr.Pete’nin yarattığı Delta10 sistemi ile arama motoru sonuçları arasındaki değişimi sürekli olarak takip ettiğini biliyoruz. Pete’nin Delta X olarak tanımladığı bu sistem, arama motorlarındaki yüzü aşkın kelimenin ilk X sırasını güncel olarak takip ederek algoritma değişikliklerinin arama motoru sonuçlarına nasıl yansıdığını analiz ediyor. Hatta ve hatta, SEOmoz’un yeni bir servisi olan mozCast ile arama motoru algoritmalarının sonuçlara nasıl bir değişim getirdiği espirili bir dil ile hava durumu olarak ifade ediliyor. Sitelerinizde ciddi dalgalanmalar ve sorunlar hissediyorsanız, mutlaka bu adresi kullanarak detaylı bilgi edinmelisiniz. Bu sistemin de alt yapısını Dr.Pete’nin yarattığı DeltaX sisteminin oluşturduğunu vurgulayalım.

.com uzantılı, birebir eşleşmeli alan adları ve sıralamalar

Yine benzer bir biçimde, Dr.Pete’in 2010 yılından bu yana çalıştırdığı bu sistemin bütün datalarını kendi elinde tuttuğunu biliyoruz. Bu hafta yayınlanan yeni verilere göre, anahtar kelime ile doğrudan eşleşen alan adlarının arama motorlarındanki konumunda her yıl ciddi bir düşüş görülüyor.

1 seo arastirmalari

 

Görüldüğü üzere, bu grafikte (SEOmoz’da Dr.Pete’nin araştırmalarından alınmıştır) doğrudan anahtarkelime.com şeklindeki alan adlarının arama motoru sonuçlarındaki mevcut durumu incelenebiliyor. Doğrudan eşleşmeli .com domainler ile 2010 yılında sağlanan başarının yarısı dahi 2012 yılında gözlemlenememiş diyebiliriz. Geçtiğimiz yıllara göre değerlendirdiğimiz EMD (doğrudan) eşleşen alan adları adeta rekabeti tekeline almıştı. Eğer bu alan adları ile sıralamalar arasındaki korelasyon devam ederse önümüzdeki yıllarda birebir eşleşmeli olmayan alan adları çok daha büyük bir avantaja sahip olabilecekler.  Zaten daha önceden aynı kuruluş tarafınca yıllık olarak yayınlanan “Search Ranking Factors” kaynağında da arama motoru optimizasyonu danışmanlarının fikirleri doğrultusunda bu alandaki net düşüşü görebiliyorduk.

tüm uzantılardaki, birebir eşleşmeli alan adları ve sıralamalar

Bu grafikte de herhangi bir alan adı uzantısı gözetilmeksizin doğrudan, anahterkelime.uzantı şeklinde bir filtre kullanılarak oluşturulmuştur. Yani sadece .com uzantılı alan adları incelenmiyor. Ancak ne yazık ki buradaki verilen Dr. Pete’nin diğer verileri gibi 3 yıllık bir detayı içermiyor. Bu grafiğin dört buçuk aylık bir dönemi kapsadığını ve MozCast verileri ile oluşturulduğunu belirtmekte fayda var. Bu süreçteki en sert düşüş, Dr.Pete’in de belirttiği üzere Penguen güncellmesi sonrasında geliyor.

2 seo arastirmalari

Bir diğer grafikte ise, buradaki genel sıralama değerlendirmelerinden ayrıl olarak, ilk sırada yer almak için anahtar kelime ve alan adı eşleşmesinin öneminden bahsediyor. Hepimizin gözlemlediği üzere, ilk sayfada yer alma istatistiğinin yanı sıra ilk sırada yer almak için gerekli EMD (doğrudan) eşleşmenin önemini sanıyorum kimse inkar edemez. İstatistikler de son dönemde bu yükselişi doğrular nitelikte;

3 seo arastirmalari

Her ne kadar buradaki değerlerin arasındaki oran ve istatistiğin tutulduğu zaman aralığı kısa olsa da, son dönemdeki değişimler ile ilk sırada yer almak için birebir anahtar kelime/alan adı eşleşmesinin önemini görebiliyoruz.

tüm uzantılardaki, kısmen eşleşmeli alan adları ve sıralamalar

Az önce istatistiklerini paylaştığımız birebir eşleşme değerleri sadece, anahtarkelime.uzantı şeklindeki EMD(exact-match-domain) alan adları için filtrelenmişti. Yani; anahtar-kelime.uzantı şeklindeki PMD(partial-match-domain) değerlendirmeleri kapsamıyor. Elbette buna ek olarak, anahtar kelimelerin yer değiştirmiş halleri ile beraber, subdomainde birebir yer alan alan adı kümelerini de kısmen eşleşmeye dahil etmiş.

4 seo arastirmalari

Görüldüğü üzere, parçalı eşleşmenin de değeri günden güne azalıyor. Bunun en temel nedenlerinden birinin de yazılım odaklı spam çalışmaları olduğunu düşünüyorum. Hemen hemen her yazılımın standartı haline gelmiş URL’lerin yanı sıra subdomainler için rewrite yapan sistemlerin de etkisi ile kaliteli olmayan içeriklerin önplana çıkarılıyor olması kısmen eşleşmeli adreslerin değerlerini aşağı doğru çekmiş olabilir.

genel özet ve değerlendirme

Bu aşamada uzmanların önerisi birebir eşleşen yani EMD alan adlarını satın almayı sürdürmeniz yönünde. Ancak bazı algoritma grupları bu alanda denetimleri sıklaştırabiliyor. Birebir eşleşen alan adlarının paravan siteler ve içerik stratejisi çok üst düzeyde olmayan basit bloglar tarafından (genellikle) kullanılıyor olması sebebiyle bu tarafta daha sıkı bir denetim sürdürülebiliyor.  Buna karşın, son Penguen güncellemesinin EMD (doğrudan) eşleşen anchor text’ler için sıkı bir denetim getirdiğini söyleyebiliriz. Bu verilere göre, “uygun fiyatlı dizüstü bilgisayar” aramasını hedefliyorsanız, kısa vadede “uygunfiyatlidizustubilgisayar.com” alan adını almak ve stratejinizi bu anchor text doğrultusunda yürütmek çok akılcı bir fikir olmayabilir.

Dr.Pete’nin öngörülerine elinizdeki EMD (doğrudan) eşleşen domainleri elbette elden çıkarmamanız. Ancak yeni bir alan adı alırken, doğrudan eşleşen alan adına yönelmenizin de ne kadar doğru bir taktik olacağını kestirebilmek mümkün değil. Uzun vadede bu alan adlarının değerinin daha da aşağı ineceğine inanılıyor. Google’ın uzun zamandır bu alan adlarına değer veriyor olması ancak buna karşın pek çok spam sinyalini de bu alanlardan alıyor olması uzun vadede doğrudan eşleşen alan adlarına karşı olumsuz bir durum olabilir.

Bu istatistikler sonrası edindiğim kanaat dahilinde şayet kendi sektörünüzde birebirde eşleşen maksimum iki kelimelik kelimeler için birebir eşleşen .com uzantılı alan adlarını doğrudan almanız yönünde. Alternatif olarak, net ve org uzantılı alan adları da satın alınabilir. Ancak parçalı olarak eşleşen (kelimelerin yerleri değişmiş veya tire ile ayrılmış) anahtar kelimeler şu aşamada riskli olabilir. Bu alan adları arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsanız önceliğiniz elbette .com olanlar olmalı ancak diğer uzantıları alırken tekrar düşünmenizde fayda var.

Yurtdışı Pazarında SEO Fiyatlandırma Stratejisi

AYTM Piyasa Araştırması’ndan alınmış bir infografik ve sonuncusu da CSV ve Excel formatlarındaki yanıtların bir dökümü (herhangi bir kişisel tanımlayıcı bilgi içermemekteler).

Clipboard01 seo arastirmalari

(AYTM’nin infografiğinde saatlik ücretlendirmeleri görüyoruz)

 

Ancak 600’den fazla yanıt almamıza rağmen, 10’dan fazla yanıt gelen bölgeleri (toplamda 490 yanıt) seçerek o verileri paylaştığımızı da belirtmek isterim. Bu bölgeler şu şekildedir:

  • ABD – 287 yanıt
  • Birleşik Krallık – 76 yanıt
  • Kanada – 34 yanıt
  • Avustralya/ Yeni Zelanda – 28 yanıt
  • Almanya/ Fransa/ İtalya/ Hollanda – 34 yanıt
  • Hindistan – 31 yanıt

Birçok ülkede her üç firmadan biri yanıt verdi, ancak bu katkıları takdir etmekle beraber tek bir firma/danışman sonuçları çarpıtabileceği için bu verileri paylaşmanın yanıltıcı/ verimsiz olabileceği kanısındayız. Bu blog postundaki bilgilerin tümü, infografik ve Excel veri dökümü 6 bölgeye ayrılmıştır.

Top 9 Sonuç

Bunlar benim verilerden çıkardığım kişisel sonuçlarım:

1. Saatlik SEO Maliyetleri Ülkeden Ülkeye Farklılık Gösteriyor ama En Yaygın Olanı Saat Başına $76- $200 Şeklinde

Hindistan (araştırmamızda yer alan tek gelişmekte olan bölge) istisnasını saymazsak $76- $200 (üç bölgeyi temsil ediyor) şeklindeki saatlik maliyetler bütün firmaların %50’si ve daha fazlası için geçerli. En yüksek oran %62’yle Avustralya/ Yeni Zelanda için geçerliyken bunu %58.1 ile ABD ve %56’yla da Kanada takip etmekte. Evet, bu çok geniş bir yelpaze ama SEO hizmetlerini ilk defa arayanların sıkça sorduğu sorulardan biri için tatminkâr bir cevap niteliğinde olabilir.

2. En Popüler Yöntem Proje Bazlı Ücretlendirme ve En Yaygın Ücretler $1,000-$7,500 Şeklinde

Yanıt verenlerin %70.1’i proje bazlı ücretlendirme yaptıklarını belirtti (araştırma sonucu en yaygın kullanılan yöntemin bu olduğu ortaya çıktı). Danışmanlıkların %43’ü dört belirli fiyat aralığı verdi: $1,001-$1,500, $1,501-$2,500, $2501-$5,000 ve $5,001-$7,500. Sunulan projelerin birbirlerinden çok farklı olabileceğini hesaba kattığımızda ücretlerin bu kadar farklı miktarlarda olması da doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

3. En Çok Sorulan Konu Aylık Vekâlet Ücretlendirmesi

Hem saatlik hem de proje bazlı ücretlendirme oranları çok geniş bir yelpazeye yayılırken, araştırmamızda en çok aylık vekâlet ücretlendirmeleriyle ilgili sorular soruldu. En yaygın olanlar aylık $251-$500 (%13.8) ve $2,501-$5,000 (%11.3) şeklindeydi.

4. Uygulamalı SEO’nun Yok Oluşu Fazla Abartılmış

Son birkaç yılda danışman firmaların yeterli “uygulamalı” yardım sağlamadığından şikâyetçi olan ve bu nedenle sıkıntılı süreçler geçiren birçok blogcu ve SEO müşterisi mevcut. Ancak araştırmaya göre yanıt verenlerin %88.5’i “sitelerde uygulamalı SEO değişiklikleri” sunduğunu, %79.1’i de “uygulamalı link oluşturma” işlemlerini sağladığını belirtti. Buradan anlaşılıyor ki uygulamalı yardım hala çok popüler.

5. Inbound/ Organik > Saf SEO

Saf “SEO” danışmanları/ajansları, daha kapsamlı “inbound marketing” hizmeti sunan firmalar arttıkça biraz geride kalmış olabilirler. Verilere göre yanıt verenlerin 150’si (%25) öncelikle SEO’ya odaklandıklarını dile getirirken, 160’ı (%26.7) daha kapsamlı hizmet sunmakta.

6. Web Tasarım/ Geliştirme Ajansları SEO’yla Çok İç içe

Yanıt verenlerden en popüler üçüncü sırada yer alan SEO hizmetleri sunan bir web tasarım/ geliştirme ajansıydı. Birleşik Krallık’ta bu tür firmalar, SEO-odaklı hizmet verenlerden de daha kapsamlı inbound/organik firmalardan da daha iyi konumda.

7. Çalışanlar: Müşteriler/ Aylık Oran 1-2 Arasında

Aşağıdaki ekran resminde SurveyMonkey’deki çapraz tablo özelliğinden faydalanıldığı için danışman firma çalışanları tarafından analiz edilen aylık aktif müşteri sayısını inceleyebildim (tek seferde sadece 5 yanıt seçebilirsiniz ama veriler yine de açıklayıcı nitelikte).

Clipboard011 seo arastirmalari

8. Danışmanların Büyük Bir Çoğunluğu Küçük-Orta Çaplı İşletmeler için Hizmet Veriyor

Bu durum matematiksel olarak çok aşikâr olabilir ama ne katıldığım pazarlama konferanslarının çoğunda ne de genel olarak blog dünyasında her zaman gündemde olan bir konuydu. Dikkatler fazlasıyla en gözde markalarda yoğunlaşırken danışma dünyasında çoğu firma nispeten küçük işletmeler için hizmet vermekte. Daha büyük işletmeler için çalışanlar dahi küçük ve orta çaplı işletmelere de hizmet sunmakta. Yanıt verenlerin %41’i (köşedeki restoran gibi) küçük, yerel işletmeler için danışmanlık hizmeti vermekte.

9.    Proje Bazlı Ücretlendirme En Popüler Yöntem Olsa da Danışmanların Çoğunluğu Aylık  Vekâlet ve Saatlik Ücretleri de Sunuyor

SEO kariyerimin ilk zamanlarında proje bazlı ücretlendirme nispeten çok nadiren kullanılıyordu (ancak bu bilgiye dair bilgim dahilinde resmi bir araştırma yapılmadığı için bunu sayısal olarak ifade etmek zor). Bugün katılımcı firmaların %70’inin yanıtı proje bazlı ücretlendirme yaptıklarını gösteriyor. Hemen ardından %60’lık oranla aylık vekâlet ücretlendirmesi gelirken, saatlik ücretlendirme de %55’le onu takip etmekte.